Hüseyin Türkoğlu
Konforlu Eleştiri mi, Bedel Ödeyen Duruş mu?
Bazı anlar vardır, kelimelerin bittiği ama sorumluluğun başladığı... Geçtiğimiz günlerde, Küresel Sumud Filosu ile Gazze yolundayken İsrail tarafından uluslararası sularda alıkonulan eğitimci Nevzat Güzel hocamızı evinde ziyaret ettim.
Yola çıkmadan önce beni arayıp helallik istediği o vakur ses tonu hâlâ kulaklarımda. O gün sadece bir yolculuğa değil, bir vicdan sınavına çıkmıştı. Girit açıklarında İsrail donanmasının hukuksuz müdahalesine bizzat tanıklık eden Nevzat Hoca’yı dinlerken, meselenin sadece bir yardım faaliyeti olmadığını bir kez daha anladım.
Nevzat Hocamızın şu sözleri hepimize ders niteliğinde:
"Gazzeliler bizden acılarını, çektikleri zulmü dünyaya duyurmamızı istiyor. 'Paylaşsak ne olur' diyerek gücümüzü küçümseyemeyiz. Eğer daha büyük bir şey yapamıyorsan, en azından bu sesi duyurmalısın. Bu bir iman ve insanlık meselesidir.”
Aslında Nevzat Hoca burada şunu hatırlatıyor bize…
Zulmü duyurmak, zalimin karanlığına bir mum yakmak değil mi? Bir paylaşım, bir slogan belki bir bombayı durdurmaz ama o bombayı atan elin yalnız olmadığını sananların cesaretini kırar. Biz o sesi yükselttikçe Gazze nefes alır. Ama bizler sustukça işgalin duvarları yükselir.
"Şov" Diyenlere…
Bu onurlu duruşa "şov" diyenler olacaktır. Kimse, sonunda alıkonulma ve saldırı riski olan bir eylem için sevdikleriyle helalleşip Akdeniz’in ortasına kendini atmaz. Bence asıl "şov", konforlu alanından çıkmayıp, bedel ödeyenleri eleştirme gafletine düşmektir. Tarih, rahatını bozanları ve o sarsılmaz "Sumud" ruhunu kuşananları yazacaktır.
Gazze bizden sadece ekmek değil, bir duruş bekliyor. Nevzat Hoca’nın o gün istediği helallik, aslında bizim Gazze’ye olan borcumuzun bir yankısıydı.
Şimdi sorma sırası bizde.
Biz bu sese ne kadar sahip çıkabiliyoruz?
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.