Mehmet Aluç
Müdürlük Ne Değildir?
Benjamin Franklin’in şu sözü, yönetim düşüncesi açısından güçlü bir uyarı niteliği taşır: “En tehlikeli insanlar, büyük makamlara gelmiş küçük insanlardır.” Bu ifade, makamın kişiyi büyüten bir unsur olmadığını; aksine kişinin ahlaki, fikrî ve karakter derinliğini açığa çıkaran bir imtihan alanı olduğunu hatırlatır.
Günümüz bürokratik yapıları içerisinde müdürlük, çoğu zaman yalnızca idari bir pozisyon, hukuki yetkiler bütünü veya mevzuat merkezli bir görev olarak algılanmaktadır. Oysa tarihsel, ahlaki ve düşünsel gelenekte yöneticilik; yetkiden önce sorumluluk, makamdan önce emanet, otoriteden önce ise adalet bilinci gerektiren çok boyutlu bir vazifedir. Eğitim kurumlarında bu sorumluluk daha da derinleşir; zira burada yönetilen yalnızca işler değil, doğrudan insandır.
İslam siyaset düşüncesinde yönetim; güç kullanma sanatı değil, adaletle denge kurma, hikmetle yön verme ve sorumluluk bilinciyle hizmet etme pratiği olarak tanımlanır. Yönetici, mutlak otorite sahibi değil; hesap verme bilinciyle hareket eden bir emanetçidir.
Nizâmülmülk, Siyasetnâme’sinde yöneticinin epistemik ve ahlaki sorumluluğunu şu ifadelerle açıkça ortaya koyar: “Bir yönetici, olup biteni bildiği hâlde tedbir almazsa zulme ortak olur; bilmiyorsa aymaz ve cahildir. Her iki hâl de yöneticilik için kabul edilemezdir.” Bu yaklaşım, yönetimde cehaleti de kayıtsızlığı da aynı derecede mahkûm eder.
Adalet timsali Nuşirevân-ı Âdil’in şu sözü ise yöneticinin karakter pusulasını çizer: “Bir yöneticinin yanından ayırmaması gereken dört şey vardır: Akıl, adalet, sabır ve hayâ.”
Modern yönetim kuramlarında da benzer bir vurgu görülür. Peter M. Senge’ye göre yöneticilerin temel sorunu bilgi eksikliği değil, önceliklendirme zaafıdır. Yani mesele, çok şeyi bilmek değil; neyin gerçekten önemli olduğunu ayırt edebilmektir.
Bu teorik, ahlaki ve düşünsel çerçeve ışığında ifade etmek gerekir ki;
- Müdürlük; disiplinsizliği, özensizliği ve rol model olma sorumluluğunu ihmal etmeyi meşrulaştıran bir makam değildir. Yönetici, tutumuyla kuruma yön verir; gevşeklik, doğrudan kurumsal çözülmeye yol açar.
- Müdürlük; farklı düşünce ve inançları bastırma, ötekileştirme ve sindirme alanı değildir. Adalet, herkesi aynılaştırmak değil; farklılıklar içinde hakkaniyeti tesis etmektir.
- Müdürlük; akademik veya mesleki yetersizliği, idari güç kullanarak telafi etme girişimi değildir. Yetki, liyakatsizliği gizleyen bir kalkan olamaz.
- Müdürlük; maddi kazanımı tek hedef hâline getiren, vizyon ve ideal üretmeyen bir memuriyet anlayışı değildir. Fayda üretmeyen yönetim, zamanla meşruiyetini kaybeder.
- Müdürlük; kayırmacılığı, nepotizmi ve çıkar ilişkilerini kurumsal refleks hâline getiren bir yapı değildir. Adaletin zedelendiği yerde güven ve aidiyet yok olmaya mahkumdur.
- Müdürlük; eleştiriyi tehdit, istişareyi zafiyet olarak gören bir kibir alanı değildir. İstişareden uzaklaşan yönetim, hatayı kalıcı hâle getirir.
- Müdürlük; kurum dışı ideolojik, sendikal veya ticari meşguliyetleri asli vazifenin önüne koyma serbestliği değildir. Yan meşguliyetler, asli sorumluluğun önüne asla geçemez.
- Müdürlük; öğrencinin sosyal, psikolojik ve ahlaki dünyasını ihmal eden; eğitimi salt nicel başarıya indirgeyen bir bakış değildir.
- Müdürlük; birlikte görev yaptığı arkadaşlarını zor zamanlarda yüzüstü bırakmayı normalleştiren bir anlayış değildir. Vefa, yönetim ahlakının en temel göstergelerindendir.
- Müdürlük; fazla mesai ve maddi kazancı, eğitsel kalite ve ahlaki iklimin önüne geçiren bir öncelik sıralaması değildir. Araçlar, amaçların önüne geçtiğinde yönetim anlamını yitirir.
- Müdürlük; kamu kaynaklarını kişisel menfaate dönüştürme, haramı normalleştirme alanı değildir. Haramla inşa edilen hiçbir düzenin sürdürülebilirliği olmamıştır.
- Müdürlük; okulun nabzını tutmak yerine piyasanın veya ekonominin gündemine hapsolmuş bir zihin hâli değildir. Yönetici, kurumun ruhunu diri tutmakla yükümlüdür.
- Müdürlük; kamu görevini, belirli bir grubun menfaatini artırma aracına dönüştürme cüreti değildir. Kamu görevi, kamu vicdanına karşı sorumluluk doğurur niteliktedir.
- Müdürlük; israfı yönetim pratiği hâline getiren, emanet bilincinden uzak bir savurganlık alanı değildir. Tasarruf, yalnızca ekonomik değil; ahlaki bir ilkedir.
- Müdürlük; kişisel ideolojisini veya siyasi görüşlerini öğrenci ve öğretmenlere empoze etme zemini değildir. Eğitim, telkin değil; düşünme becerisi kazandırma sürecidir.
- Müdürlük; mesai disiplinini keyfiliğe dönüştüren bir ayrıcalık alanı değildir. Zaman disiplini, kurumsal ciddiyetin ana omurgasıdır.
- Müdürlük; plansız, hedefsiz ve projesiz geçirilen yılları görünmez kılan bir koltuk değildir. Yönetim, geleceği öngörme sorumluluğu taşır.
- Müdürlük; okuldan ve sahadan koparak odalara kapanma lüksü değildir. Yönetim, yerinde, zamanında ve sahada olmayı gerektirir.
- Müdürlük; okumayan, düşünmeyen, kendini yenilemeyen ve başkalarını da buna teşvik etmeyen bir durağanlık hâli değildir. Okumayan yönetici, yön ve hedef tayin edemez.
- Müdürlük; yetkiyi üstünlük, sorumluluğu ise yük olarak gören bir anlayış değildir. Müdürlük, dünyada görev; vicdanda ve ahirette de hesaptır.
Bilahare;
Müdürlük bir üstünlük değil, bir yüktür.
Bir imtiyaz değil, bir emanettir.
Ve her emanet gibi, hesabı da ağırdır.
Adaletle taşınmayan makamlar, kısa vadede sahibine güç ve görünürlük kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede onu hem tarih karşısında hem de kendi vicdanında ağır bir sorumluluk ve mahkûmiyet yüküyle baş başa bırakır.