İsmail Kılıçaraslan: Başak Demirtaş’tan topyekün özür dilemek ezikliktir!

İsmail Kılıçaraslan: Başak Demirtaş’tan topyekün özür dilemek ezikliktir!

“Oturun ulan oturduğunuz yerde ahlak satıcıları” Diyen Kılıçaslan, temsil kabiliyeti olmayana “hadi bakalım bu ahlâksızlık size aittir, özür dileyin” kampanyası başlatanların ekmeğine yağ sürer gibi “çok özür dileriz” sırasına girmenin mânâsı nedir?

“Oturun ulan oturduğunuz yerde ahlak satıcıları” Diyen Kılıçaslan, temsil kabiliyeti olmayan “hadi bakalım bu ahlâksızlık size aittir, özür dileyin” kampanyası başlatanların ekmeğine yağ sürer gibi “çok özür dileriz” sırasına girmenin mânâsı nedir?

"Oturup “kendi evinizin önünü süpürmeye” başlayın. Meselâ karısını döven, olmadık duygusal taciz yapan gazetecilerinizle başlayın işe. Meselâ “kumar reklamında oynayan” sosyalist(!) sanatçılarınıza ayar vermekle başlayın işe." gibi bir çok örnek vererek, en son ahlak konusunda ahkam kesecek olanlar, otursunlar yerlerinde diye isyanını dile getirdi.

Yenişafak köşe yazarı İsmail Kılıçaslan’a ait yazının tamamı;

“Vay arkadaş. Vay arkadaş. Vay arkadaş. Kim olduğunu bilmediğimiz, temsiliyet kabiliyeti olmayan bir adet sosyal medya hesabı terbiyesizliklerin en büyüğünü yapıp Başak Demirtaş’a ağza alınmayacak, son derece incitici bir kelâm etti diye hepimizin “özür dilemesini” bekleyen, bunu icbar eden bir atmosfer oluşturuldu.

Açık konuşayım. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün konuyla ilgili olarak yazdıkları dışında “özür pozisyonundan” yazılan her mesaj bir çeşit ezikliktir. Niçin Abdülhamit Gül dışında? Şundan: Konunun hukukla, kişi hakkıyla ilgisi vardır. Dolayısıyla bakanın “konunun takipçisi olacağız, bu terbiyesiz hukuk önünde hesap verecek” minvalinde yazması son derece normaldir. Abdülhamit Gül, işini yapmaktadır ve buldukları her fırsatta bakanla “hesap kesmeye çabalayan” ekibe kötü bir haberim vardır: Aradığınız ekmek orada da değildir.

Fakat bunun ötesinde, adını sanını bilmediğimiz, nereden gelip nereye gittiğini çıkaramadığımız, temsil kabiliyeti olmayan bir çakal üzerinden “hadi bakalım bu ahlâksızlık size aittir, özür dileyin” kampanyası başlatanların ekmeğine yağ sürer gibi “çok özür dileriz” sırasına girmenin mânâsı nedir? Mânâsını söyleyeyim: Ezikliktir.

Yapılacak en mantıklı şey, bu terbiyesizliği “lânetlemek” ve bu terbiyesizlik üzerinden “geçmişi hatırlatmaktır.” Yapmadığımız, yapmayacağımız bir şey üzerinden özür dilemek de nesi?

Ah hele bir de memleketin en temiz insanlarıymış, kadın haklarını pek gözetirlermiş gibi bize “ahlâk satmaya” çabalayanlar yok mu?

Oturun ulan oturduğunuz yerde. Bir kez daha: Oturun ulan oturduğunuz yerde!

Canan Kaftancıoğlu’nuz o yüksek ahlâkî seciyesiyle “Tayyip’in …. kılı olmaya meraklı ne çok kadın varmış” yazdığında neredeydi ahlâk taslamanız?

Orhan Aydın denilen zavallınız Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’a ağza alınmayacak terbiyesizlikler yaparken neredeydi ahlâkınız?

Ruşen Çakır, Gezi sürecinde Tayyip Erdoğan’a ve ailesine en galiz küfürlerin yazılı olduğu bir minibüsün önünde poz vermedi mi?

Barış Atay isimli arkadaşınız çarşaflı bir anne fotoğrafının altına “resimdeki anneyi bulunuz” yazarak terbiyesizlik etmedi mi?

Gezi sürecinde Emine Erdoğan’a akla hayale gelmedik küfürlerin yazılı olduğu pankartları biz mi paylaştık siz mi ulan?

Nihal Bengisu Karaca’dan Merve Şebnem’e, Hilal Kaplan’dan Elif Çakır’a kadın gazetecilere en ağza alınmadık küfürleri, en leş hakaretleri eden CHP-HDP gençliği iken nereye kaçtı o çatal diliniz

Oğlu, ciğerparesi yaşamla ölüm arasında gidip gelen Sümeyra Keleş Yerkel’e edilen akıl almaz küfürleri görüp de ses mi çıkardınız? “Bu yanlış” dediniz mi hiç?

Kaftancıoğlu’nun, Aydın’ın, Atay’ın, Ataklı’nın “temsil kabiliyeti” yok mu? Akıldan müsellahlar mı? Neredeydi ahlâk pozunuz? Niye “özür dileyin de özür dileyin” kampanyası patlatmadınız?

Başak Demirtaş’a edilen lafların yenilir yutulur tarafı yok. Büyük terbiyesizlik. İnşallah o terbiyesizlikleri yapan bulunur ve cezasını çeker.

Fakat… Bu konuda “ahlâkî poz takınıp ahlâk satacak” son kitle mal bulmuş mağribi gibi “özür dileyin” deyince isyan ediyorum işte. Yapmadığımız, söylemediğimiz, yapmayacağımız, söylemeyeceğimiz kelâmlar üzerinden sanki bir suçumuz varmış gibi “bık bık” edilmesini zerrece anlamıyorum.

Bir kez daha: Oturun ulan oturduğunuz yerde!

Oturup “kendi evinizin önünü süpürmeye” başlayın. Meselâ karısını döven, olmadık duygusal taciz yapan gazetecilerinizle başlayın işe. Meselâ “kumar reklamında oynayan” sosyalist(!) sanatçılarınıza ayar vermekle başlayın işe.

Ahlâk satmayın, ahlâklı yaşamaya bakın. Ve merak etmeyin. Biz, son olayda da görüldüğü üzere, içimizdeki ahlâksızları lanetleme konusunda hiç de fena olmayan bir performans gösteriyoruz. Biraz da siz yapın üzerinize düşeni. Ve meselâ ilk iş “içinde kadınlar ve çocuklar varken bir evi taciz ettirmeyi marifet sayan” meşhur kadın politikacınızla başlayın temizliğe.

Hepimiz rahat edelim.”

Kayanak: Yenişafak

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.