Bir şehri, bir ilçeyi ya da herhangi bir coğrafyayı ayakta tutan şey yalnızca harçla, taşla, betonla yükseltilmiş binalar veya genişletilmiş caddeler değildir. Taşın da bir ömrü vardır; eskir, yıpranır ve nihayetinde zamanın amansız akışı karşısında ufalanıp gider. Fakat toprağa düşen bir kelime, kâğıda mühürlenen bir düşünce ve o düşünceyle hemhal olmuş bir insan ruhu zamana direnir.
Yıllar evvel söylenmiş bir cümlenin, asırlar sonra bile bir gencin kalbinde ansızın yankılanabilmesi bundandır. Şehirler ancak yetiştirdiği insanla, kurduğu hayallerle ve hafızasına kattığı kültür derinliğiyle yaşar.
Bu yıl ikincisi idrak edilen Kahta Kitap Günleri’ne bakarken meselenin tam da bu noktada düğümlendiğini hissettim. Birkaç gün boyunca stantların kurulduğu, kitapların sergilendiği, yazarların okurlarıyla buluşup imza attığı tekdüze bir organizasyonun çok ötesindeydi yaşananlar.
Bu buluşma, yıllardır kendi sessizliğinde debelenen, için için okumaya ve düşünmeye susamış bir coğrafyanın kültürel hafızasını yeniden ayağa kaldırma iradesiydi. Bir ilçenin kendi kimliğini kelimeler üzerinden baştan tanımlaması, geleceğe silinmeyecek bir iz bırakma arzusuydu.
Günümüz insanı dijital ekranların soğuk, parlak ve muazzam bir hızla akıp giden dünyasında sarsıcı bir çölleşme yaşıyor. Bilginin hızla tüketildiği, her şeyin anlık hazlara kurban edildiği, dikkatin saniyeler içinde dağıldığı böyle bir çağda bir kitabın sayfasına dokunmak, kâğıdın kokusunu içine çekmek adeta bir direniş biçimidir. Ekranların arkasına saklanmış mesafeleri kaldırıp bir yazarla göz göze gelmek, bir kelimenin, bir fikrin etrafında çay eşliğinde göz göze, diz dize hasbihal etmek insan kalmanın kadim gereklerindendir. Kahta’da kurulan o stantlar, ekran tutsaklığından sıyrılıp hakiki dünyanın sıcaklığına sığınan insanlarla doldu taşıdı.
Fuar alanını dolduran çocukların ve gençlerin gözlerindeki o ışığı görmek, bu toprakların geleceğine dair umutlarımı tazeledi. İlçe merkezinden, çevre okullardan ellerinde çantalarıyla stantlar arasında çekingen ama meraklı adımlarla dolaşan öğrenciler; bir kitabı eline alıp kapağını okşayan, ilk defa canlı bir yazarla karşılaşmanın heyecanıyla soru sormaya çalışan gençler...
İşte o an, bir insanın hayatındaki kırılma noktasının nereden başlayacağını kestirmenin imkânsızlığını düşündüm. Bir fuar alanında bir çocuğun tesadüfen eline aldığı tek bir kitap, duyduğu tek bir cümle veya bir yazarın ona samimiyetle bakarak kurduğu bir iletişim, o zihinde bambaşka ufuklar açabilir. Kitapla kurulan bu sahih bağ, yalnızca akademik başarıyı veya sınav sonuçlarını hedeflemez; insanı vicdan sahibi kılar, empati yeteneğini besler, karakterini olgunlaştırır ve en nihayetinde onu "insanı anlama" kabiliyetiyle donatır. Bu atmosferin oluşmasında öğrencilerini sınıflardan çıkarıp kültürün tam ortasına taşıyan, onlara rehberlik eden değerli eğitim camiamızın emekleri her türlü takdirin üzerindedir.
Şehirlerin kaderini dönüştüren en temel etkenlerden biri de yerel yöneticilerin vizyonudur. Yalnızca fiziki altyapıyla bir kenti ihya edeceğini düşünen anlayışlar eksiktir. Asıl yatırım, insanın zihnine, kalbine ve ruhuna yapılan yatırımdır. Bu noktada Kahta Belediye Başkanı Sayın Mehmet Can Hallaç’ın ve mesaisini bu organizasyona adayan belediye ekibinin ortaya koyduğu irade son derece kıymetlidir.
Kültüre ve edebiyata verilen bu değer, bir ilçenin geleceğini inşa etme gayretinin en somut göstergesidir. Siyasi propaganda dilinin çok ötesinde, kültürün kamusal bir değer olarak topluma sunulması, Kahta’da kültür adına güçlü ve umut verici bir karşılık bulmuştur. Taşın altına elini koyan, bu organizasyonun eksiksiz yürümesi için gece gündüz demeden çalışan herkes, Kahta’nın yarınlarına paha biçilemez bir imza atmıştır.
Bir yazar olarak bu buluşmada hissettiğim duyguların en derininde ise vefa vardı. Fuar boyunca stantta dururken beni yalnız bırakmayan, köylerden, çevre ilçelerden ve uzak yollardan çıkıp gelen dostların, arkadaşların varlığı tarifsiz bir his bıraktı ruhumda. İnsanların gündelik koşturmacasını bir kenara bırakıp, vakit ayırarak, kilometrelerce yol katetmesi; sırf bir merhaba demek, bir kitabın başında iki kelam etmek ve yıllar içinde biriktirdiğimiz dostluğu bir kez daha tazelemek için yanıma gelmesi yalnızca bir imza etkinliğinin sınırlarına sığdırılamaz.
Bu gelişler; emeğe, kaleme, kelama ve hepsinden önemlisi insan ilişkilerinin kirlenmemiş yanına verilen paha biçilmez bir değerin nişanesidir. Vefanın günden güne azaldığı bir dünyada, insanı insan kılan bu samimi bağları yeniden tecrübe etmek, kalem tutan bir el için en büyük ödüldür.
Kahta Kitap Günleri, bir takvim yaprağı gibi kapanıp giden bir Etkinlik olarak kalmamalıdır. Bu tür kültür buluşmalarının geleneğe dönüşmesi, süreklilik kazanması ve her yıl daha da büyüyerek geniş kitlelere ulaşması tek temennimdir.
Çünkü biliyoruz ki bir şehrin gerçek zenginliği yükselen gökdelenleriyle, geniş yollarıyla ya da ekonomik rakamlarıyla değil; yetiştirdiği okurlarla, düşünen beyinleriyle, sanatçılarıyla ve insanının kültürle kurduğu estetik bağla ölçülür.
Geleceğe bırakacağımız en güzel miras, kâğıda düşen kelimelerin sıcaklığıyla büyüyen nesiller olacaktır.
Kahta’nın, kültürle çoğalan, kitapla güçlenen ve kelimelerin aydınlığında geleceğe emin adımlarla yürüyen bir ilçe olması dileğiyle...