Abdullah Yekta
Kaybolan Hafızamız
“Kaybolan hafızamız” veya “kaybettirilen hafızamız” bu çağda yaşayan insanın henüz hissedilmeyen bir problemidir. WhatsApp, Facebook, Twitter, YouTube ve Instagram gibi sosyal medya araçları günümüz insanını en çok meşgul eden unsurlardır. Bu medya araçları ve nihayetinde birer iletişim ve bilgi aktaran unsurlardır. Bunlardan kimisi sinsi bir şekilde insanlığı, özellikle dindar ve muhafazakâr insanın hayatını, inancını ve bireysel gelişimini hedef almaktadır.
Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde yirmisini ilkokul, ortaokul ve lise çağında olan öğrenciler oluşturmaktadır. Her bir öğrencinin elinde akıllı cep telefonu bulunmaktadır. Yüzde biri veya yüzde ikisi dahi bu aleti ders için kullanmamaktadır. Cep telefonuyla her türlü oyun ve eğlence sitelerine girebilmekte ve zamanın çoğunu bu sitelerde harcamaktadır. Derse vermesi gereken zamanın çoğunu bu sitelerde geçirmektedir. Derse, vaktinin onda birini dahi verdiği yoktur.
Peki bu sosyal medya organlarından etkilenen sadece öğrenciler midir? Elbette değil. Gözleri, yazı ve görüntüleri görmekten aciz olan yaşlılarımız hariç toplumun hepsi bu felaket medyanın kıskacındadır. Sosyal medya organları, gazete, dergi ve kitap okumayı bitirdi. Çok az insan sorumluluğunun farkında olarak okuyabilmektedir. Öğrencimiz, gencimiz, yaşlımız herkes sosyal medyanın kıskacında günlerini ve yıllarını kaybetmektedir.
Sosyal medyanın hafızamızı nasıl kaybettirdiğini ve her şeyi bize nasıl unutturmaya çalıştığını birkaç misalle izahı mümkündür. Bunlardan biri depremde yaşadıklarımızdır. Deprem felaketini anlatan, hiç unutulmaması gereken bazı olay, hatıra ve görüntüler buna bir örnektir. Depremde yaşanılan, hiç unutulmaması gerektiğini düşündüğümüz bazı anların görüntüsü yok olup gitti. Oysaki deprem zamanında WhatsApp ve Facebook gibi medya organlarında bu görüntüleri birbirimize gönderiyorduk; birbirimize bu gönderileri paylaşıyorduk. Ama şimdi bu görüntülerin büyük çoğunluğu yok. Kaydettiğimiz videoların çoğu bulunmuyor. Depremin üzerinde henüz üç yıl geçti. Geleceğimize yön verecek bir geçmişimiz olan deprem anı ve hatıralarının çoğu maalesef şu an kaybolup gitmiştir. “Kaydetseydiniz bugün elinizde olurdu.” denilebilir, fakat maalesef öyle değil. Bu sosyal medya organları, kimi haber ve içerikleri bilinci bir şekilde kaybettiriyor. Kanıt olarak henüz güncel olan Gazze olaylarını düşününüz.
WhatsApp, Facebook, Twitter, YouTube ve Instagram gibi medya organlarında Filistin ve Gazze’ye dair ilk dönem haberleri peyderpey silinmektedir. Dolaşımda olan birçok bilgi ve belge bilinçli olarak yok edilmektedir. Bu işin farkında olan bazı medya kuruluşları arşivlerini tutmaktalar, fakat onlar dahi bazı bilgi ve belgelerin zamanla kaybolduğunu söylemektedirler. Bunun farkında olan örneğin Katar devleti destekli olan el-Cezire medya kuruluşu gibi bazı medya organları Filistin ve Gazze ile ilgili özel arşiv tuttuklarını söylemektedirler. Gelecekte ne kadarı baki kalır artık bilemiyoruz. 06.02.2026 tarihli Türkiye haber kaynaklarında öğrendiğimiz MİT’in MOSSAD ajanlarına yaptığı operasyonda yakalanan iki İsrailli ajanın Filistinli bir mühendise yaptıkları bu konuda somut bir kanıttır.
Bu iki ajan su altı saldırı botu geliştiren Filistinli bir mühendisi Aksa Tufanından önce Tunus’ta çalıştığı laboratuvarda şehit etmişlerdi. Bu olay o zaman çok konuşuldu fakat şu an bir rüya gibi geliyor. Şimdi o olayı sosyal medya organlarında bulamazsınız. Çünkü sosyal medya organlarını yönetenler bir şekilde o haberleri kaybettiriyorlar. Şu an herkesin bir ibret belgesi olarak paylaştığı Epstein belgeleri ne kadar konuşulacak? Tabii ki bu medya organları müsaade ettiği kadar. Hatırlıyor musunuz WikiLeaks belgeleri vardı. Şimdi kimse onlardan bahsediyor mu? Gazze’yi de Epstein belgelerini de bir iki yıl sonra arasanız dahi bulamazsınız. Çünkü bir el bunları bir şekilde silecektir. Bunların üstesinde gelebilmek için bu medya organlarından daha güçlü ve etkili medya organlarına sahip olmamız gerekir. İran’da isyancı eylemlerin yapıldığı günlerde devletin Starlink internet sağlayıcısını devre dışı bırakması bu konuda yapılması gereken güzel bir örnekti.
Selam ve dua ile.