Z Kuşağını Farklı Okumak

Mehmet Aluç

Kuşak aralıklarına günümüz dünya ölçeğinde birçok farklı tanımlamalarının varlığının gölgesinde baktığımız zaman 1927-1945 yılları arası doğanlara Sessiz Kuşak, 1946-1964 yılları arası doğanlara BB Kuşak, 1964-1979 yılları arası doğanlara X Kuşağı, 1980-1999 yılları arası doğanlara Y Kuşağı ve 2000 ile 2018 yılları arası doğanlar da Z Kuşağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu kuşak isimlendirmelerinin altında yatan sebep, kişilerin ahlak biçiminin toplumsal kabulü değil; bilakis ürettikleri ve tükettikleri tüm argümanların günlük yaşamımızdaki karşılığıdır. Çünkü gündelik dünyanın değişkenlik gösteren tüm unsurları, bizlere kuşakların özellikleri konusunda önemli bilgiler vermektedir.

Tarihin tozlu sayfalarını karıştırdığımız zaman M.Ö 3500 yılında Sümerlerin yazmış olduğu tabletlerde o dönemin genç nesilleri için “Yeni nesil çok tembel, çok saygısız ve ilgisizler” gibi ifadeler yer almıştır. Bu tabletlerde yer alan bilgi ve açıklamalar o dönemde yaşayan yeni neslin hem ahlaki durumu hem de bilgi seviyesinden yakınıldığını bizlere göstermektedir. Nitekim Yunan didaktik şiirinin babası olarak bilinen, bilim adamlarınca MÖ 750-650'li yıllarda aktif olduğu düşünülen ünlü ozan ve şair Hesiod’un kendi döneminin gençleri ile ilgili şu sözü hem düşündürücü hem de günümüze ışık tutar niteliktedir: ”Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki; ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündüğümde umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar”.

Her neslin kendisinden sonraki nesilleri veya kuşakları beğenmemesi antik bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Nihayetinde hep eleştirilen yeni neslin de tüm dünyanın faydalandığı yeni gelişme ve yenilikleri sağlamış oldukları gerçeğinin değişmediğidir. 

Bu minvalde kuşaklar boyu elde edilen birikimlerin yansıması ve karşı durum ahlakı hep birbirinin benzeri durumudur dersek yanılmayız. Kuşakların tarihi seyrine baktığımız zaman 2000-2018 yılları arasında doğanların Z kuşağı diye günümüz dünyasında isimlendirmesi ve akabinde tüm olumsuz unsurları bu kuşağa izafe edilmesi ya bilinçli yapılan bir eylemdir ya da farkında olmadan ve her önüne geleni eleştirme gayretinden ve çatışma unsurundan öteye geçmeyen bir ahlak biçimidir. Çünkü kuşakların eleştirisi/çatışması en sıklıkla yapılan veya yaşanılan bir husustur. Yenidünya düzeninin olumsuz tüm unsurların müsebbibinin bir kuşağa sürekli mal edilmesi, zamanın getirdiği bir gereklilik asla olamaz. Ayrıca bunu kuşakların anlaşılmaması ile açıklamak da pek mümkün değildir. Hiçbir kuşağın birbirinin yerini aldığı asla söz konusu değildir.

Her kuşağın sonrasında geleni eleştirmesi, insanın iç dinamiklerinde var olan, özü itibariyle bir kibrin veya fıtrattan kaynaklanan insani özelliklerin alameti olarak tanımlamak mümkün müdür diye sorgulamak icap eder.

Son tahlilde Z Kuşağının X ve Y kuşağı tarafından eleştirilmesi tarihsel süreçte tekrarının olduğu bir gerçeği yansıtmaktadır. Z Kuşağından sonra gelecek olan Alfa kuşağı da kendisinden önceki neslin ürettikleri, ortaya koyduğu tüm bilimsel ve teknolojik gelişmeleri kullanma gayretinde olacaktır. Bu da bizim için Z Kuşağının teğet geçip, alfa kuşağı üzerinde yoğunlaşmamızın zorunluluk arz ettiğini göstermektedir. Bu konuda kendi ürettiklerinin hiçbir emek ve çaba harcanmadan sonraki nesil tarafından kullanılması gerçeği, bizlere Immanuel Kant’ın şu sözünü de hatırlatmaktadır: “Eski kuşakların, sonrakiler için zahmet ve eziyet çekmeleri, sonradan gelenlerin bunu daha çok geliştirmesi için basamakların hazırlanması, sanki doğanın niyetiymiş gibi görünüyor. Sanki doğa, birçok kuşakların bilmeden çalışarak meydana getirdikleri, fakat içinde oturmak mutluluğuna eremedikleri yapıda, sonrakilerin oturup mutlu olmalarını istemektedir.”