Arslan, yıkımı yalnızca yerin sarsılmasıyla değil, aynı zamanda da insanın iç dünyasında oluşan çatlaklarla da anlatıyor. Kan, göç, şehir ve gölge imgeleri, okuru yalnız fiziksel bir felaketin değil, ahlaki bir çürümenin de tanığı kılıyor. Bu yönüyle şiir, bir anlatıdan çok bir vicdan çığlığına da dönüşüyor.
İşte Osman Arslan'ın deprem üzerine kaleme aldığı şiir.
Yolcular
En kutsal sığınak
Anne koynunda
Oysa habersizdi
Yer kaynıyordu
Gök kapıları açılmıştı
Yolcular bekleniyordu
Ki göç yolu
Gül revan olur
Al al turnalar dizimi
Bin yıllara ağıt ile
(yaklaşan yaklaştı)
Ölüm efendisi tecrübe edecek
Yelkovan yaklaştı
Son istasyon
Yer titredi
Nefesini boşaltır gibi
Kan buğusu ırmaklar
Sürüldü tarlalar meydan meydan
Ezildi lime lime insan bedeni
Henüz bir masal perisi
Nede ağır yükün var çocuk
Hangi harf dizimi anlatabilir seni
Şehirler boynu bükük kan lalesi
Koynunda ceylanlar süzülür
Gözlenir umut yollar ırak
Çorak vicdanlar ırak
Kimin yükü kime yüklendi
Kim kimin hasadı
Sorulara bulanmak
Ki suretler gölgeler
Bağımlı kan zihinler
Narsistler kıyamet savaşları
İnsan sonuçların ödeyeni
Sükût mu dedi söylenmeyen söz
Yabani düşler beslenir
Geçtim doldur ey saki
Dinsin artık uyut ruhumu
Gecedir…