DENETİM VE AHLAK

Yasir Polat

Tekil bireylerin olduğu gibi çoğul yani toplumsal, bölgesel veya ülkesel imtihanların zuhur etmesi de yaratılış sürecinin bir parçasıdır.

Çıkan yangınlar, durmak bilmeyen depremler ve son olarak da tüm dünyayı kasıp kavuran Korona gibi birçok doğal afetle karşılaşmak muhtemel.

Bir aile veya toplumdan büyük olması, büyük dertlere sahip olabileceği ihtimalini yükseltir.
Tıpkı şuan maruz kaldığımız Covid-19 gibi.

Ancak daha çok emin olduğumuz ve bizleri derinden üzen toplumsal bir zulüm ile karşı karşıyayız.
Bu problemi ne afetlere ilk ulaşan AFAD çözebilir ne de sağlık kuruluşlarımız.

Tamamen toplumsal ahlaki seviyemizin tezahürü olduğu apaçık…

Hatırlarsınız. Yakın bir zaman da yerle gök titrerken, fay hatları yer değiştirirken, onca insan ya ölmüş ya da maddi her şeylerinden olmuşken…

Kiralar en üst limite çıkartılmış,

Marketler, manavlar ve diğer ihtiyaç giderici alış veriş merkezleri etiket fiyatlarını değiştirip yükseltmekten çekinmemiş,

Ve daha sayılabilecek onca utanmaktan ve merhametten yoksun faaliyet tezahür etmişti.

Şuan Korona sürecindeyiz. Tüm ülkenin hatta dünyanın merhamete ve bilince en çok ihtiyaç duyduğu bir zamandayız.

İşinden olan yüzlerce işçi, iş yerini kapatmak zorunda kalan onca esnaf ve zaten geçim sıkıntısı çekerken hiç iş bulamama sürecine girmiş gündelik işçiler… Ölsünler mi!

Birlik ve beraberliğin en sıkı olması gereken bu zamanda, maddi ve manevi yardımların en üst safhaya çıkartılması kesinkes gerekli olan bu süreçte, mahrumiyet ve mağduriyetleri fırsata çeviren fırsatçıların tezahür etmesi, ekonomik ve ahlaki düzlemde koronadan daha şiddetli bir afete dönüşüyor.

İşin başından beri açık olmak zorunda olan Marketlerin, bu süreçte etiket fiyatlarını gözle görülür derece de artırmış olmaları, manavların veya mahalle pazarlarının hakeza yapmış oldukları fiyat artışları insanımızı yok sayar derece de yokluğa mahkûm etme seviyesindedir.

Her türlü afeti veya kaosu fırsata çeviren, çevirmeye çalışan Vatan Haini, ne idüğü belirsiz kişilerin türemesi ne yazık ki doğal bir hal almış durumda.
Halk olarak ahlaki çöküşümüzü gözden geçirmek ile beraber bizim onlara yapabileceğimiz tek şey boykot etmektir, ama devletin yapabileceği çok şey olmalı.
Daha yoğun bir denetim ve caydırıcı yaptırımlar gibi…

Nefes aldırmamak gibi, fırsat vermemek, gerekli yaptırımın yanında gerekirse –ki gerekli- kepeklerini kapattırıp ömür billah iş yaptırmamak gibi!

Afetlerden önce de sıklıkla yapılmayan denetimler bu süreçte daha da sekteye uğradı. Bu da fırsatçılara fırsat doğurdu. Ve yastık altına sıkışmış az buçuk birikime hatta kefen paralarına göz dikmiş bir yığın haline geldi. Bu yığını en acilinden sıkı bir denetime maruz bırakmak gerekiyor.

Var olan zaafı gidermek, zulüm olmuş zalimleri bertaraf etmek icap ediyor.

#EVDEKAL telkinlerine riayet edip, aylardır evinde kalıp psikolojik anlamda çöküşe geçmiş olan bu ülke halkının, zaruri ihtiyaç doğrultusunda gittiği Markette, gördüğü şey karşısında “aslında evde kalmamın bir manası yok! Bu reyon ve üzerinde duran fiyatlar benim ve ailemin yok olması için Virüsten daha tehlikeli.” Düşüncesine kapılıp, psikolojik anlamda neye mal olacağını kestirememek çok ta imkânsız olmamalı.

Umulur ki yarınlar daha güzel olur…

Sağlıkla kalın.